Bedenimiz ve biz, ya da tekil anlamıyla bedenim ve ben adlı kitabın uyarlanması girişiminde mavi kalem’in talebi üzerine danışma kurulunda hemşire komisyonumuzun bir etkinliği olarak katılmayı uygun bulduk. Kadın bedeni üzerinden siyaset yapmak, norm üretmek münferit bir sorun değil aksine genel bir uygulamadır. Bu nedenle bendimiz hakkında konuşmalı, tartışmalıyız.
Cinsiyet temelli ayrımcılık toplumsal norm ve siyasal yapı içinde gizlenerek her gün yeniden üretiliyor Veya bugün dünyanın herhangi bir yerinde erkeğini yenmek için kadın bedenini araç haline getirip oradan savaşmak, oradan moral üstünlüğü kazanma isteği, rastlantısal olarak bazı askerlerin iç güdülerini denetleyememe gibi yorumlanmak istense de savaş stratejisi içinde anlamlı bir mevzi olarak kullanılmıştır, kullanılmaya devam etmektedir. Bu nedenle cinsiyetçi şiddete karşı atılan her adım dünya sisteminde kız kardeşlerimize saldırı alanın bir adım daralması azalması olarak kabul edilebilir. Erkeklerimizin asker olarak veya düşman olarak kadın bedeni üzerinden terbiye edilmesinin karşısına çıkmaktır ya da barış için, kadın erkek ele ele yürüyebilmek için insanlık üretmek erkek çocuklarımız ile karşı karşıya kalmamaktır. Bendimiz başkasının namusu olduğu sürece savaş uç nokta olsa da özde bizi değil erkeğe ait olan mülkü temsil eder. Bedenimiz ve biz demek bile savaş açmak, direnişe geçmek ve varolmak için ileri gitmektir.
Dünya barışı şimdiki düzen içinde başka türlü yaşamak için bizim düşümüz, isteğimiz, amacımızdır. Farkı yaşam düşü, teşbihte hata olmaz ” köpeksiz köyde değneksiz dolaşmak” değildir. En başta kadınlar geleneğin temsilcisi olarak ve o geleneksel ilişkiler içinde kendilerini tanımlayarak düşü kabusa çevirme gücüne sahiptirler. Var olan toplumsal yapıya ve onun yasalarına eleştirel bakmanın kendi benliklerine, kimliklerine de meydan okumak olduğu için yıkıcı olduğu öncelikle kabul edilmelidir.
Verilen bilinci değiştirmek için eleştirel bakış geliştirmek de bu mücadelenin bir parçası olarak çok anlamlıdır. Kadınların ve erkeklerin bağımsız davranma ve düşünmelerini engelleyen güç her zaman yasalar değildir. İçselleştirilmiş toplumsal kurallar bağımlı davranışların temel nedenlerinden biridir. Örneğin, kadınları bazı mesleklerden, siyasetten uzak tutmak için yasa çıkarmaya gerek yoktur. Zaten “kadın başına” yapabileceklerinin sınırlarını çizen normların önünde saygıyla eğilmektedirler. Üstelik yasa dışı olanı, ev işi şiddet gibi, gizleyerek yasanın bile gerisine düşen kadın sayısı oldukça fazladır.